You are currently browsing Tekin’s articles.

(An itibariyle Erasmus’taki 43. gunum ve sanirim gozlemlerimi ve dusuncelerimi yazacak kadar vakit gecirdim. Her gunumu yogun olarak gecirdigim goz onunde bulundurulursa, bloga ayiracak vaktim olmadi diyebilirim. Turkce klavyeye sahip olmayan bir netbook’tan yaziyorum bu yaziyi, kusura bakmayin.)

Istanbul-Prag ve Prag-Istanbul seferlerini 600 Liraya THY’den aldim. Ki bunu ucusa 1-2 hafta once yapmama ragmen, biletini 1-2 ay onceden alanla ayni parayi odedim.
Vizem Eylul 20 baslangicliydi, riske etmemek icin ayin 20’sine aldim biletimi; vize baslangic tarihinden once ulkeye giris yapan arkadaslarim olmasina ragmen. 18 Eylul gecesi Istanbul’daydim. 19’unda da guzel bir Istanbul gezisi yaptiktan sonra, 20 Eylul sabahi saat 5:30’da Istanbul Ataturk Havalimaninda’ydim. Ucusum 9’da olmasina ragmen 3 saat oncesinden havalimanina gittim ki check-in, bagaj verme, harc odeme gibi islemleri sakin sakin halledeyim. Hallettim de.
Yurtdisina cikis harci denen halti da ilk burada duydum. Almak zorunlu ve 15 lira fiyati var. Karsiliginda ufacik bi pul alip bunu pasaport kontrolunde damgalatiyorsunuz. Ne sacma bi sey bu lan, bu arada.

Pasaport kontrolunden gectikten sonra artik uluslararasi topraklarda oldugunuz varsayiliyor. Gordugum en enternasyonel alan burasiydi gercekten. Her dilden konusan, her renkten insan felan.
Lafini cok duydugum ve girmek icin gercekten heveslendigim duty free magazalarinin, ki gumruksuz satis magazasi da diyebiliriz, hic de ucuz olmadigini gordum. Ama ucusumu beklerken baya bi vakit harcamisim orda, gayet buyuk bi yer cunku. THY, yolcularina beles gazete dagitiyor ayrica bu bolgede. Biletinizi gosterip istediginiz gazeteden istediginiz kadar aliyorsunuz, cok hosuma giden bi detay oldu bu.

Daha once 6 kez ucaga binmistim, ama hepsi yurtici ucuslardi. Yurtdisi ucus olunca pasaport kontrol, harc pulu alma gibi bazi degisik islemler var o kadar. Bir de tabii daha siki bir guvenlik kontrolunden geciyoruz, ki normali de o zaten.

2 saat 15 dakikalik ucusumuz Prag Ruzyne Havalimani’nda sonlandi. Havalimanindan cikis yaparken 2 kez pasaport ve kimlik kontrolunden gectik. Gelme amacimin ne oldugunu falan sordular hatta. Bu esnada saatlerimizi 1 saat geriye aldik, saat farki muhabbetinden oturu. Avea hattim burda ‘Lan? Nerdeyiz?’ gibisinden afallayip hic cekmemeye karar verdi, saygi duydum. Turkcell’i arkadaslar, hatlarini yurtdisi kullanima acmak icin herhangi bi talimat vermemelerine ragmen catir catir evlerini aradilar. Kiskandim, uhu..

Cek Cumhuriyeti’nin resmi para birimi Euro degil; Kron. Hal boyle olunca otobus bileti almak icin elimdeki tum degil; bir kac Euroyu Kron’a cevirdim, ki bilen bilir, havalimanlarinda pek musteri dostu olmayan bir kur orani mevcuttur. Ama almak zorundaydik. Valizlerimi de teslim alip, ucakta tanistigim 2 Turk arkadasla beraber otobus biletlerimizin parasini odeyip, Brno’ya gidecek olan otobusu beklemeye basladik. Burada deginmeden gecemeyecegim; daha onceki bi yazimda degindigim ISIC kartinin faydasini daha ilk burada gordum. 1Euro daha az odedim bilete, eheh.

Prag-Brno arasi 2 saat 30 dakika. Uykuda-uyanik bir yolculuktan sonra Brno’ya indik. Halihazirda orada olan arkadaslarimizla bulusup yemek yedik, ve yeni yurdumuza dogru yola ciktik.
Ilk izlenimlerim gayet olumluydu. Cekya’nin 2. buyuk sehri olmasina ragmen oldukca kucuk bir sehir. Denizli kadar bile yok diyebilirim. Sehir hakkinda ayrintili bilgiyi bir baska yazimda verecegim zaten.

Hoscakalin.

Pekala;
An itibariyle Denizli’deki son 2,5 saatim. Gece 10 arabasıyla İstanbul’a doğru yol alacağım.
Pazar günü İstanbul’da, ülkemde son günümü geçirdikten sonra da, Pazartesi sabahı 09:05 uçağı ile Prag’a uçacağım, Türk Hava Yolları ile.
1 buçuk saat sonra Ruzyne Havalimanı’na ineceğim; ki o esnada orada saat 09:30 olacak. 1 saat kardayım hadi, eheh. Brno’ya giden ilk otobüse atlayıp, kollarını iki yana açmış beni bekleyen yurduma, Pod Palackeho’ya yerleşeceğim.

Erasmus’umun ilk sahnesinin senaryosu aşağı yukarı böyle. Replikleri unutmasam bari.

Valizler hazırlandı, biletler alındı, kokoreçler ve midyeler yendi, belgeler çantaya kondu, her şey son kez gözden geçirildi..
Bundan sonraki ilk yazımı Çek Cumhuriyeti’nden yazıyor olacağım sanırım.

İyi bakınız kendinize.

8 Temmuz – 15 Eylül..
69 gün, eksiksiz.

Çek Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne yaptığınız vize başvurusunun cevaplanma süresi, evet buna yakın bir şey.
Elinizde karşı üniversiteden alınmış davetiyeniz, hibe alacağınıza dair belgeniz, gerekli tüm belgeleriniz var.

Ve Fransa’nın 1 haftada verdiği Şengen vizesini, AB’ye 2004‘te üye olan Çekler 2 ayı geçkin bir sürede veriyor.
Yorumsuz!..

Prosedür biraz farklı işliyor, kabul. Ama bu kadar uzun sürmesine neden olacak kadar da bi şey değil aslında.
Şöyle ki; tüm belgelerimiz Ankara’ca incelenmiyor. İncelenmek üzere okuyacağınız üniversitenizin şehrinin yabancılar polisine gönderiliyor. Onlar da araştırıp falan “Tamam, uygundur.” diyerek onay veriyorlar.
Bu esnada siz de Ankara’dan telefon gelicek diye telefonun gözüne gözüne bakıyorsunuz ilk bi ay geçtikten sonra.

Erasmus öğrencilerinin forumu olan erasmusum.com’daki Çek Cumhuriyeti bölümünde her ne kadar çoğu kişinin vizeyi 60-70 gün arasında aldığını görüp durumumun normal olduğunu düşünsem de 1 ayı geçmeden vizesini alanları da gördükçe stres oldum. Sıralamanızın bi değeri yok, ne kadar erken başvurduğunuzun önemi yok. Tamamen şans işi gibi bi şey.

8 Eylül‘de bitecek olan yurt rezervasyonumu, ki eğitimin ne zaman başlayacağını bilmediğim için 1 Eylül‘den başlatma gafletinde bulunmuştum, 7 Eylül‘de 22 Eylül‘e uzattım zar zor, yurt müdürüyle karşılıklı e-postayla haberleşerek.
Rezervasyon yansa, ben de yanacaktım. Hem açıkta kalacaktım, hem de 200€ depozitom onlara kar kalacaktı.
22 Eylül tarihi de tamamen sallamasyon bir şekilde belirlendi. Kadın diyor ki “Ne zaman geleceksin”, diyorum “Vize ne zaman çıkarsa.”.. Diyor “Ne zaman çıkacak?”, diyorum “Ne bileyim, yahu.”
İlla kesin bi tarih isteyince 8’in üstüne 2 hafta ekledim, 22’si dedim. Vizem o zamana dek çıkacak mı o bile belli değil ha, dikkatini çekerim.

Neyse, bekleme faslı bi süre daha devam etti. En sonunda, 13 Eylül’de Büyükelçilik’i tekrar aradım, ki ay içinde 2-3 günde bir arar olmuştum, ve yine çıkmadığını öğrenince dedim “Benim dersler başlıyor 20’sinde?!”
Görevli kadın da “Kısa süreli vizeye başvurabilirsin o zaman” dedi.
Açayım.
Kısa süreli vize, 3 ay süreli bir vize. Uzun dönem vizem çıktığında ülkeye geri dönüp onu almam gerektiren türden bi vize. Acil yardım pakedi gibi bi şey. “Ooo iyiymiş” dedim, atladım Ankara’ya. Salı günü kısa dönem vizeye başvurup geri döndüm. 1 haftada çıktığı için de rahatladım, yurdu kurtaracağız. Salı alsam çarşamba uçarım hesabı yapıyorum kafada.

Ama tabii salı günü git-gel yapıp kısa süreliye başvurduk ya, Çek’teki elemanlar “Ahaha, şunun uzun süreli vizesinin çıktığını haber edin de tekrar git-gel yapsın 7 saatlik yolu, ahaha” demiş olmalılar ki ertesi gün, yani çarşamba, “Vizeniz çıktı Tekin Bey” diye haber uçurdular. Gittim aldım tabii.

140 günlük vizem pasaportumda şu an. Yarısı kadar süre kendisini almayı bekledim, değerini bilsin velet.

Şu an cüzdanınızın bi yerinde duran, ÖSS’ye girerken lise müdür yardımcısı tarafından çekilen dandik vesikalığınızı barındıran, ergonomiden ve şık bi tasarımdan yoksun, dandirik öğrenci kimliğinizi çıkarıp masanın üstüne koyun. Bakın bi kendisine. İyi bakın. Sonra da kendinizi, bu öğrenci kimliğini Paris’te Louvre müzesinde öğrenci indiriminden faydalanmak için görevliye gösterdiğinizi kafanızda canlandırın. Görevlinin size kıçıyla güldüğünü canlandırmanıza gerek yok, olacak olan şey zaten o.

ISIC‘in anafikri de burdan çıkıyor. Bir grup güzel insan bu olayı düşünüp ne kadar da iğrenç bir durum olduğunu farketmişler. Sonra da, “Aga, şöyle enternasyonel bi öğrenci kart yapsak ya lan!” demişler.

ISIC; International Student Identity Card, uluslararası geçerliliği olan bir öğrenci kartı. Dünyanın neresine giderseniz gidin, öğrencilere sağlanan her türlü imkandan aynen faydalanmanızı sağlıyor bu şey. Ülkemizde pek bilinmese de, özellikle avrupada, çok büyük bir geçerliliği ve işe yararlılığı sözkonusu.

15 liraya alıp 1 sene boyunca kullanabildiğiniz bu seksi kart size indirim, ayrıcalık, yerine göre de beleşcilik şansı veriyor. Geçerli olduğu yerler de oldukça geniş. Elbette başı müzeler ve hosteller çekiyor. Restoranlar, otobüs şirketleri, uçak şirketleri, mağazalar, telekomunikasyon.. Sözü her yerde geçiyor.

Onu geçtim, aynı zamanda da telefon kartı bu. Uluslararası aramalarda gayet uygun fiyatları var. Kontör hesabı işleyen bi sistemi var, ve tüm telefon kabinlerinde kullanılabiliniyor. Otomatikman gidip Çek Cumhuriyeti’nden Türkiye’yi aramanın ücretlerine baktım sitesinden, ve dakikasının 30 cent (50 kuruş falan) olduğunu gördüm, ki gayet makul sayılır. Sanırım kendisinden güzel güzel faydalanacağım.

Almak da zor bi iş değil. Gençtur adında bi öğrenci şirketi var İstanbul merkezli. Kendilerine öğrenci belgemi, vesikalık fotoğrafımı ve 15 lirayı PTT’den posta yoluyla gönderdim; ki parayı da zarfa koyma fikri tamamen telefonda görüştüğüm yetkiliye ait. Havale için bi hesap numarası istediğimde “Koyun zarfın içine, bişi olmaz” demesi beni South Park sessizliğine gömen ender anlardan biridir.
Genelde 2 gün içinde kartı basıp gönderiyorlarmış ama hem benim zarfı Cuma günü postalamam, hem de PTT’yi tercih etmem kartı teslim almamı Çarşamba gününe dek geciktirdi.

Velhasıl, kendisi gerçekten faideli bir kart ve yurt dışında çıkacak olan her öğrencide bulunması gereken şeylerden biri. İlk 3’e bile girer hatta. Bence. Evet.
www.isic.org

Halen üçüncü dünya ülkesiymişizcesine vize uyguladıkları sürece bu zahmetli ritüeli yaşamaya mecbur kalacağız sanırım.

Çek Cumhuriyet, Schengen ülkeleri arasında yer alan bir ülke. Yani buradan alacağınız Schengen vizesi ile avrupa ülkeleri içinde -bir kaç istisnanın dışında- serbest dolaşım hakkına sahip oluyorsunuz.

Gelgelelim, 2004’te bu vize birliğine katılmış olsa da, ülkemizde en uzun “bürokratik” süreci yaşatan konsolosluk, evet Çekler. Vize başvurunuzdan sonra cevap almanız bile 2 ayı buluyor. Bunun nedeni ise onayın ülkemizdeki konsolosluklarca değil, Çek Cumhuriyeti’ndeki kodamanlarca veriliyor olması. Tüm başvuru belgelerimiz kısa bi Prag turu yapıyor, kısacası.
Fransa bile 2 günde Schengen vizesi veriyor lan. Oeh.

Erasmus öğrencilerine pek zorluk yaşatmadıkları bilinse de, sürecin kısalacağı anlamına da gelmiyor bu.
Paşa paşa 1,5-2 ay beklemek hem farz hem sünnet.
Yazının devamını oku »

Çek Cumhuriyeti’nin, Türk vatandaşlarına en zor vize veren ülke olduğunu biliyor muydunuz?
İstediği belgelerin zorluğunun yanı sıra Schengen Vizesi’ni 1,5-2 ay gibi bir sürede çıkarmaları da ilginç.
Fransa konsolosluğu bile 2 gün içinde vizenizi hazır ediyor, karşılaştırma amaçlı kullanabilirsiniz.

Bugünlerde vize başvurusuna hazırlanıyorum; edindiğim bilgileri ve tecrübeleri paylaşmak istiyorum bu yazımda.

Öncelikle Çek Konsolosluğu’nun, Erasmus adaylarına yönelik Schengen vizesi için istediği belgeleri görelim:
*Pasaport
*Schengen başvuru formu
*Kalınacak yer ile ilgili belge
*Finansal belge (tercüme ettirilmeli)
*Seyahat Sigortası
*Sabıka Kaydı (apostilli ve tercümeli)
*Bunların hepsinin birer fotokopisi
*İki adet biyometrik vesikalık

Kaynak:
http://www.mzv.cz/ankara/en/visa_and_consular_information/information_for_erasmus_student_program.html
Yazının devamını oku »

Bu kalınacak yer meselesi en büyük, en ana problemlerden biri olsa gerek Erasmus işinde.

Mayıs ayı itibariyle müstakbel BUT öğrencileri için yurt başvuruları alınmaya başlandı.
Ben de başvurumu yaptım, onay beklemekteyim.
Kabul geldikten sonra 200€ depozito yatırmam gerekiyor imiş. Bi de yurda yerleştikten sonra ilk 2 ay yurtta kalmak zorunlu. Eve çıkma planlarım bi nebze ertelendi bu nedenle.

Yeri gelmişken kalacağım yurttan bahseyleyeyim..
Yazının devamını oku »

Siteye artık www.tekininerasmusu.com adresinden de ulaşabilirsiniz.

Ayrıca Facebook sayfamız da faal durumda. Güncellemeleri ve yeni yazıları takip etmek için sayfaya üye olabilirsiniz.

Tekin’in Erasmus’u

Kafamı en çok kurcalayan sorulardan biri de, Erasmus programına gittiğimiz için KYK‘daki hakkımızı dondurup donduramayacağımızdı. İstiyordum ki döndüğüm zaman hala bi KYK öğrencisi olayım.

Olmuyor imiş.

Kayıt dondurmaktan ziyade, uzuuun soluklu bir izin alıyorsunuz sadece. Yurtdışında olduğunuz sürenin aylıklarını gitmeden evvel peşin peşin yatırmış olmanız gerekiyor. Ama toplamda 3 aydan fazla alınamayan izin, Erasmus öğrencisi olduğumuz için görmezden geliniyor.
Yazının devamını oku »

Öyle bir lisans bölümü düşünün ki, kurulduğundan bu yana hiç bir öğrencisi Erasmus programına gitmediği/gitme girişiminde bulunmadığı için Erasmus Bölüm Koordinatörü olmasın.

Evet, sanırım bölümüm bu tanıma gayet güzel uyuyor.

Üniversitemin Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden değişim öğrencisi olarak yurtdışına gidecek olan ilk öğrencisi benim; ve hiç abartmıyorum, Erasmus konusunda tüm bölüm kadrosundan daha fazla bilgiye sahibim. Durum böyle olunca ortalık panayır gibi oluyor lan.
Yazının devamını oku »