You are currently browsing the monthly archive for Eylül 2010.

Pekala;
An itibariyle Denizli’deki son 2,5 saatim. Gece 10 arabasıyla İstanbul’a doğru yol alacağım.
Pazar günü İstanbul’da, ülkemde son günümü geçirdikten sonra da, Pazartesi sabahı 09:05 uçağı ile Prag’a uçacağım, Türk Hava Yolları ile.
1 buçuk saat sonra Ruzyne Havalimanı’na ineceğim; ki o esnada orada saat 09:30 olacak. 1 saat kardayım hadi, eheh. Brno’ya giden ilk otobüse atlayıp, kollarını iki yana açmış beni bekleyen yurduma, Pod Palackeho’ya yerleşeceğim.

Erasmus’umun ilk sahnesinin senaryosu aşağı yukarı böyle. Replikleri unutmasam bari.

Valizler hazırlandı, biletler alındı, kokoreçler ve midyeler yendi, belgeler çantaya kondu, her şey son kez gözden geçirildi..
Bundan sonraki ilk yazımı Çek Cumhuriyeti’nden yazıyor olacağım sanırım.

İyi bakınız kendinize.

8 Temmuz – 15 Eylül..
69 gün, eksiksiz.

Çek Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne yaptığınız vize başvurusunun cevaplanma süresi, evet buna yakın bir şey.
Elinizde karşı üniversiteden alınmış davetiyeniz, hibe alacağınıza dair belgeniz, gerekli tüm belgeleriniz var.

Ve Fransa’nın 1 haftada verdiği Şengen vizesini, AB’ye 2004‘te üye olan Çekler 2 ayı geçkin bir sürede veriyor.
Yorumsuz!..

Prosedür biraz farklı işliyor, kabul. Ama bu kadar uzun sürmesine neden olacak kadar da bi şey değil aslında.
Şöyle ki; tüm belgelerimiz Ankara’ca incelenmiyor. İncelenmek üzere okuyacağınız üniversitenizin şehrinin yabancılar polisine gönderiliyor. Onlar da araştırıp falan “Tamam, uygundur.” diyerek onay veriyorlar.
Bu esnada siz de Ankara’dan telefon gelicek diye telefonun gözüne gözüne bakıyorsunuz ilk bi ay geçtikten sonra.

Erasmus öğrencilerinin forumu olan erasmusum.com’daki Çek Cumhuriyeti bölümünde her ne kadar çoğu kişinin vizeyi 60-70 gün arasında aldığını görüp durumumun normal olduğunu düşünsem de 1 ayı geçmeden vizesini alanları da gördükçe stres oldum. Sıralamanızın bi değeri yok, ne kadar erken başvurduğunuzun önemi yok. Tamamen şans işi gibi bi şey.

8 Eylül‘de bitecek olan yurt rezervasyonumu, ki eğitimin ne zaman başlayacağını bilmediğim için 1 Eylül‘den başlatma gafletinde bulunmuştum, 7 Eylül‘de 22 Eylül‘e uzattım zar zor, yurt müdürüyle karşılıklı e-postayla haberleşerek.
Rezervasyon yansa, ben de yanacaktım. Hem açıkta kalacaktım, hem de 200€ depozitom onlara kar kalacaktı.
22 Eylül tarihi de tamamen sallamasyon bir şekilde belirlendi. Kadın diyor ki “Ne zaman geleceksin”, diyorum “Vize ne zaman çıkarsa.”.. Diyor “Ne zaman çıkacak?”, diyorum “Ne bileyim, yahu.”
İlla kesin bi tarih isteyince 8’in üstüne 2 hafta ekledim, 22’si dedim. Vizem o zamana dek çıkacak mı o bile belli değil ha, dikkatini çekerim.

Neyse, bekleme faslı bi süre daha devam etti. En sonunda, 13 Eylül’de Büyükelçilik’i tekrar aradım, ki ay içinde 2-3 günde bir arar olmuştum, ve yine çıkmadığını öğrenince dedim “Benim dersler başlıyor 20’sinde?!”
Görevli kadın da “Kısa süreli vizeye başvurabilirsin o zaman” dedi.
Açayım.
Kısa süreli vize, 3 ay süreli bir vize. Uzun dönem vizem çıktığında ülkeye geri dönüp onu almam gerektiren türden bi vize. Acil yardım pakedi gibi bi şey. “Ooo iyiymiş” dedim, atladım Ankara’ya. Salı günü kısa dönem vizeye başvurup geri döndüm. 1 haftada çıktığı için de rahatladım, yurdu kurtaracağız. Salı alsam çarşamba uçarım hesabı yapıyorum kafada.

Ama tabii salı günü git-gel yapıp kısa süreliye başvurduk ya, Çek’teki elemanlar “Ahaha, şunun uzun süreli vizesinin çıktığını haber edin de tekrar git-gel yapsın 7 saatlik yolu, ahaha” demiş olmalılar ki ertesi gün, yani çarşamba, “Vizeniz çıktı Tekin Bey” diye haber uçurdular. Gittim aldım tabii.

140 günlük vizem pasaportumda şu an. Yarısı kadar süre kendisini almayı bekledim, değerini bilsin velet.

Şu an cüzdanınızın bi yerinde duran, ÖSS’ye girerken lise müdür yardımcısı tarafından çekilen dandik vesikalığınızı barındıran, ergonomiden ve şık bi tasarımdan yoksun, dandirik öğrenci kimliğinizi çıkarıp masanın üstüne koyun. Bakın bi kendisine. İyi bakın. Sonra da kendinizi, bu öğrenci kimliğini Paris’te Louvre müzesinde öğrenci indiriminden faydalanmak için görevliye gösterdiğinizi kafanızda canlandırın. Görevlinin size kıçıyla güldüğünü canlandırmanıza gerek yok, olacak olan şey zaten o.

ISIC‘in anafikri de burdan çıkıyor. Bir grup güzel insan bu olayı düşünüp ne kadar da iğrenç bir durum olduğunu farketmişler. Sonra da, “Aga, şöyle enternasyonel bi öğrenci kart yapsak ya lan!” demişler.

ISIC; International Student Identity Card, uluslararası geçerliliği olan bir öğrenci kartı. Dünyanın neresine giderseniz gidin, öğrencilere sağlanan her türlü imkandan aynen faydalanmanızı sağlıyor bu şey. Ülkemizde pek bilinmese de, özellikle avrupada, çok büyük bir geçerliliği ve işe yararlılığı sözkonusu.

15 liraya alıp 1 sene boyunca kullanabildiğiniz bu seksi kart size indirim, ayrıcalık, yerine göre de beleşcilik şansı veriyor. Geçerli olduğu yerler de oldukça geniş. Elbette başı müzeler ve hosteller çekiyor. Restoranlar, otobüs şirketleri, uçak şirketleri, mağazalar, telekomunikasyon.. Sözü her yerde geçiyor.

Onu geçtim, aynı zamanda da telefon kartı bu. Uluslararası aramalarda gayet uygun fiyatları var. Kontör hesabı işleyen bi sistemi var, ve tüm telefon kabinlerinde kullanılabiliniyor. Otomatikman gidip Çek Cumhuriyeti’nden Türkiye’yi aramanın ücretlerine baktım sitesinden, ve dakikasının 30 cent (50 kuruş falan) olduğunu gördüm, ki gayet makul sayılır. Sanırım kendisinden güzel güzel faydalanacağım.

Almak da zor bi iş değil. Gençtur adında bi öğrenci şirketi var İstanbul merkezli. Kendilerine öğrenci belgemi, vesikalık fotoğrafımı ve 15 lirayı PTT’den posta yoluyla gönderdim; ki parayı da zarfa koyma fikri tamamen telefonda görüştüğüm yetkiliye ait. Havale için bi hesap numarası istediğimde “Koyun zarfın içine, bişi olmaz” demesi beni South Park sessizliğine gömen ender anlardan biridir.
Genelde 2 gün içinde kartı basıp gönderiyorlarmış ama hem benim zarfı Cuma günü postalamam, hem de PTT’yi tercih etmem kartı teslim almamı Çarşamba gününe dek geciktirdi.

Velhasıl, kendisi gerçekten faideli bir kart ve yurt dışında çıkacak olan her öğrencide bulunması gereken şeylerden biri. İlk 3’e bile girer hatta. Bence. Evet.
www.isic.org