Selamlar, bu kısımda size başvuru sürecimden bahsedeceğim.

SDÜ’de Erasmus başvuruları, Güz ve Bahar için tek seferde yapılıyor. Bu sene 1 Aralık 09 – 4 Ocak 10 tarihleri arasında idi.

Gidip paşa paşa başvurumu yapmak istediğim zaman hüsrana uğradığımı söyleyebilirim. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümündeyim, ve bu bölüm SDÜ’de henüz mezun verememiş kadar genç. Öncelikle bu nedenden dolayı, sonra da bölüm yöneticilerinin herhangi bir girişiminin olmamasından dolayı sadece bir ülkeyle, tek üniversite ile anlaşmamız var: Litvanya, Klaipeda Business School.

Uluslararası İlişkiler koordinatörleriyle ve bölüm koordinatörlerimizle bu konu hakkında konuştuk. Sonunda, yakın bölümler olduğu için İşletme ve İktisat bölümlerinin anlaşmalı üniversitelerine de gidebileceğim söylendi. Bunun sonucunda da Fransa’dan ve İspanya’dan birer üniversite yazıp başvurumu tamamldım.

Not ortalamam 3,12 idi, 100 üzerinden 81 yapıyordu. Bu 81’in yarısı alınıp, dil sınavından elde ettiğim puanın yarısına eklenecek, ve Erasmus puanım hesaplanacaktı.


20 Şubat günü İngilizce sınavına girdim. 80 soru vardı ve beklediğimden de zorlayıcı çıktı. Uzuuun paragraflar, ince ayrıntılar, soru-cevaplar felan.. İlk defa Türkçe dışında bi dilde “paragrafın akışını bozan cümleyi bulun” sorusuyla karşılaştım, ki dumur oldum lan.

Her ne ise, martın ilk haftası dil sınavı sonuçları açıklandı: 79 aldım. Fakültede birinci, genel sıralamada ise 200 kişiden 30. falan oldum. Ama önemli olan fakülte sıralamasıydı, çünkü işletme ve iktisat bölüm öğrencileri ile yarışıyordum lan ben.

Sonraki hafta da Erasmus sıralama sonuçları açıklandı. Ve ben kesin ya Fransa ya da İspanya’ya gideceğim derken, yerleştirmeyi yapan arkadaşlar beni korktuğum üzere Litvanya, Klaipeda’ya yerleştirdiler. Sonuçları okurken Denizli’deydim haftasonu tatili için, pazartesiyi edemedim desem yeridir sinirden. Çünkü Erasmus sıralamasında da birinci bendim, yani ilk olarak benim tercihlerimin değerlendirilmesi gerekiyordu.

Salı günü Isparta’ya döndüğümde ilk işim ofise gitmek oldu.

Anlattım böyle böyle.. Dediler sıralaman kaç.. Dedim fakültede birinciyim.. Dediler kem küm.. Dedim ben gitmek istemiyorum Litvanya’ya felan.. Dediler buyur seç..

Paris’te tercih ettiğim üniversite hiç kimse tarafından seçilmemişti. İspanya-Huelva’nın 2 kontenjanı vardı, ikisi de dolmuştu. Artık seçemezdim.

Neden tercihlerime yerleştirilmedimi sorduğumda aldığım cevap, bölümümün anlaşmasının sadece Litvanya’da bulunduğuydu. İyi ki bana işletme ve iktisattan bölüm yazabilceğimi söyleyen Hande hanım ordaydı ki fazla karışmadı ortalık.

Tamam dedim madem öyle, neden ilk tercihime yerleştirmediniz ki beni?

Dilek hanım, ki kendisi benden sorumlu görevli olur, üniversitenin sadece Fransızca bilen öğrencileri kabul ettiğini söyledi.

Hiç tereddütsüz “Je parle français” dedim. Fransızca sertifikam çantamdaydı zaten, inanmayacak olursa onu da çıkarıp bi kombo yapasım vardı da, üstelemedi artık Dilek hanım.

Neyse, istediğim ülkeyi seçmem için listeyi önüme koydular. Her ne kadar Paris’e gitmek istesem de başvurudan sonra yaptığım araştırmalarda bir çok negatif bilgi edindim Fransa hakkında. Pahalı olması, hibenin 500 €olmasına rağmen ucu ucuna yetmesi, dallama Fransızlar’ın yabancılardan hazzetmemeleri soğutmuşu beni.

Önümde Fransa, Almanya, Belçika, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Portekiz seçenekleri vardı.

Çek Cumhuriyeti‘ni seçtim. Brno University of Technology.

Brno hakkında iyi şeyler duymuştum halihazırda; ayrıca Çek Cumhuriyeti’nin ucuz bi ülke olması da cezbetmişti beni. Cebimde ne kadar hibe kalırsa o kadar fazla gezebilirdim Avrupa’yı. Coğrafi açıdan zaten merkezde bi ülke. Oh, kebap. Kızlar zaten Slav ırkı mensubu =D

Anlaşıp kararımızı verdik.

Artık bir sürü form ve döküman ile uğraşacağım kısma geldik, ki bu da ayrı bir konu altında incelenmeli elbette.

-tekin

Reklamlar